Kategoriler

Sınıfsız, Sınırsız, Sömürüsüz Çizgiler: Aslı Alpar


   Günümüzde kadın-erkek ayrımından nasibini almış her alan gibi mizahta da bu algı söz konusuyken, erkekten çizer olur da kadından olmaz mı’nın en güzel örneklerinden biri Aslı Alpar. Kendisini Kafa Dergisi’yle tanıdım ve çizimleriyle cümlelerini bütünleştirdiğini gördüm. Anlatmak istediği, isyanı olan bir şeyler var belli. Konusunun ise hayvan, doğa, insan olması fark etmiyor. Bir şairin dizesini de anlatabiliyor çizimleriyle, bir kediyi de. Mottosunu  “Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz çizgiler” olarak tanımlıyor.

Yazı, çizim veya sanatın başka bir dalı, anlatılmak istenenin somutlaştırılmış hali diye düşünüyorum. Düşüncelerinizi ve duygularınızı kaleme nasıl aktarırsınız? Sizin anlatmak istediğiniz, çizimlerinizle amaçladığınız nedir?
Çizim yapmaya tamamen politik derdimi anlatmak için oldukça da geç sayılacak bir yaşta başladım. Günlük haberleri okuyup, değerlendirip espri ürettiğimiz küçük bir grubumuz vardı. Zamanla politikanın sadece siyasetçiler tarağından yaratılan gündem olmadığını hayatın kendisinin işleyişinde dahi politikanın belirleyici olduğunu fark edince her şey çizime dâhil olmaya başladı. Sanırım bir süredir her duygu ve düşünce çizim yapmak için bir sebebe dönüşüyor.

Çizimleriniz birer eleştiri, isyan niteliğinde aynı zamanda. Ayrımcılığı reddediyorsunuz. Bir kadın çizer olarak, erkek çizer-kadın çizer konusunda bir ayrımcılık yapıldığını düşünüyor musunuz? Sanatın cinsiyeti olmaz ama!
Değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Çizgilerimin bir mottosu var: Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz çizgiler! Böyle bir hayat düşlüyorum ve böyle bir şeyler çiziyorum. Sömürüsüz derken gerçekten hiçbir alanda sömürü olmamasını diliyorum bu da sınıflar arası, cinsiyetler arası, türler arası vb. her türlü sömürüye karşı talep olarak okunmalı. Dolayısıyla cinsiyetler arasındaki eşitsizlik ve aslında cinsiyetlerin kendisi de dahil olarak bu mesele çizimimin gündemi olabiliyor.
Çizerin erkeği kadını olmaz bence de. Zaten bu iki cinsiyetten çok daha fazlasına sahip bir doğamız var. Fakat sorun biyolojik cinsiyetin ötesinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ikili cinsiyet rejiminde ve bunların yarattığı cenderede. Kadın karikatüristlere karşı bir kalkan olduğunu düşünüyorum. Bu kalkan da bize mizah olarak sunulanın cinsiyetçi bir komik olması ve kadın çizerlerin bunu üretmeyi reddettiklerinde komik olmamakla suçlanmasıyla ortaya çıkıyor.
Diyorlar ki “kadın çizerler komik değil”. Tecavüzü, şiddeti, cinsiyetçi aşağılamayı komik olarak algılayan bir “mizah” anlayışını kabul etmemek komik olmamak anlamına gelmiyor ki. Aksine bunu dayatmak komik! Böyle bir ayrımdan bahsedebileceğimizi düşünüyorum.
Her şeyin sansürlendiği son zamanlarda, bir baskı hissediyor musunuz? Bu durum sizi etkiliyor mu?
Tabi ki oldukça olumsuz etkiliyor. Bence ben de dâhil birçok çizerde hatlar koptu. Birçoğumuz artık “ne de olsa çizemeyiz, kimseyle paylaşamayız” diye birçok konuda üretmiyoruz. Sansür ve ifade özgürlüğünün engellenmesi otosansürü getirdi, yaratıcılığa vurulan büyük darbe ile gelecek senelerde daha sık yüzleşeceğimizi düşünüyorum.

Kafa Dergisi’ne aylık çizimler yapıyorsunuz. İçeriği belirlerken neye dikkat ediyorsunuz?
Kafa Dergisi aylık bir yayın olduğu için daha çok o sayının gündeminde olabilecekleri ve hali hazırda gündemdekileri ele almaya çalışıyorum. Edebi bir yakınlık kurmaya da çabalıyorum. Bazen de sürprizli bir iş çıkıyor bence en iyileri de onlar oluyor.

Son zamanlarda çizmeyi en çok istediğiniz şeyi bizimle paylaşır mısınız? :)
Vakit bulabilsem bir çizgi roman projesine başladım onu bitirmek istiyorum. Ama çok yoğun çalışıyorum sanırım şimdilik bekleyecek.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Tasarımcının Gözünden

Öfke ve Vicdan Arasında: Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm - Zülfü Livaneli

An'da Kalabilme Hali: Yoga