Kategoriler

Bir Tasarımcının Gözünden

   Sosyal medyayla birlikte bir güzellik algısı oluştu. Gezilen yerler, manzara, çiçek, yemek, kahve… Ne olduğu değil fakat nasıl göründüğü önemli hale geldi. Güzel görünmesi için çabalıyoruz çünkü hayatımızda iki kavram var artık; paylaşmak ve beğenilmek. Bunlara bir de tasarımcı gözünden bakmak için arkadaşım Tilbe’yle biraz sohbet ettik.
   Tilbe Çakır, Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık mezunu. Şuanda özel bir firmada iç mimar ve stil danışmanı olarak çalışıyor. Aynı zamanda freelancer olarak grafik tasarım ve dijital illüstrasyonlar (dijital çizimler) yapıyor. 

İşiyle ilgili ise şöyle diyor: “Değişen zamanla birlikte tasarım ve estetik hayatımızın neredeyse tümünü kaplıyor. Eviniz, kıyafet tarzınız, ofisteki masanız, firmanızın kurumsal logosu hatta yediğiniz yemekte bile estetik ve tasarımı kullanıyorsunuz. Artık tasarım bir lüks değil ihtiyaç haline geldi. Buna olan açlığımız gün geçtikçe artıyor ve artmaya devam edecek. Ben de tam olarak bu açlığı kendimde hissettim. Şimdi, çocukluğumdan başlayan tasarım serüvenime kendi açlığımla birlikte diğer insanlara yardımcı olmayı ekledim ve bu işle “çok severek” uğraşıyorum.”



Tilbe'nin çizimlerinden bazıları.

Instagram’da göze hitap eden şeyler paylaşmaya çalıştığımız bir gerçek. Senin sayfanda da tasarımlarının yanı sıra fotoğrafların estetik bir duruşu var. Bu konuda ne düşünüyorsun? Instagram güzellik algılarımızı şekillendiriyor mu?
Instagram’ın güzellik anlayışımızı şekillendirdiği çok açık. Pürüzsüz ciltler, küçük burunlar, büyük gözler, kocaman kaslar ve incecik bedenler gibi birçok “instagram kriteri” hayatımıza girmiş durumda. Ama ben güzelliğin, fotoğraftaki kişinin estetiğinden ziyade çekilen ortamda ve konseptte olduğunu düşünüyorum. Aplikasyonlarda ışık ve filtre ayarını kullanarak birbiriyle uyumlu geçiş oluşturan profiller daha çok dikkatimi çekiyor. Ben de elimden geldiğince böyle paylaşımlar yapmaya çalışıyorum.
Beğendiği bir Instagram sayfası.(allthatisshe hesabına ait.)


Evde de iş yerinde de kendimize alan oluşturmak iyi hissettiriyor. Sade alana küçük dokunuşlarla hareket katmak için tavsiyelerin var mı?
Öncelikle gereksiz eşyadan kaçınmayı öneriyorum. Fazla eşya ortamın enerjisini de çekiyor. Özellikle iç mekanda kullanılacak canlı bitkilerin, bulunduğu yerde nefes etkisi yarattığına inanıyorum. Bunun yanı sıra kişinin sevdiği tarzda ve tonlarda seçtiği detaylar, bulunduğu ortama kendinden bir şeyler katarak evini veya iş yerini daha çok benimsemesini sağlayacaktır.

Renk veya desen seçiminde, birbirine uyumlu olması mı yoksa zıtlıkları bir arada kullanmak mı?
Aslında ikisi de. Bu kişinin tarzına göre değişir. Uyumdan da zıtlıktan da güzellik yakalanabilir fakat bu ince bir çizgi olduğu için renklere dikkat edilmesi gerek. Bu konuda renk çarkından yararlanılabilir. Yan yana geçiş halinde bulunan renkler daha uyumlu ve dinlendiricidir. Çarkta karşı karşıya gelen zıt renkler ise daha hareketli ve modern bir görüntü için bir arada kullanılabilir.

Vintage parçalarla eskiye dönüş havası hakim. Bunları yeniye uygularken ne gibi şeyler göz önünde bulundurulabilir?
Vintage ve moderni bir arada kullanmak artık en yaygın trendlerden biri. Modern ve klasik eşyalar bir araya getirildiğinde oda tazelik, derinlik ve kontrast barındıracak ve bu üçlü kesinlikle bir denge oluşturacaktır. Nasıl günümüze ait giyilen bir kıyafete vintage takı takıyorsak ya da vintage bir kazakla modern bir ayakkabı kombini yapıyorsak, aynı şey mobilyada da kendini gösteriyor. Modern bir koltuk takımına eklenecek vintage halı, ortama anında bir samimiyet kazandıracaktır. Ya da ahşap eski bir masaya kullanılacak endüstriyel tarzda sandalyeler, kesinlikle tarzı daha farklı kılacaktır. Karışıklık yaratmadan hazırlanan doğru kombinler eskiyle yeninin dansı olacaktır.
Örnek bir halı-masa-sandalye kombinasyonu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öfke ve Vicdan Arasında: Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm - Zülfü Livaneli

An'da Kalabilme Hali: Yoga